Karışık Fıkralar 2

DÜŞÜNÜŞ BİÇİMİ

 

Matematik öğretmeni ilkokul çocuklarına sormuş:
—“Ağaçta 5 kuş var. Birini vurdum kaç kaldı?”
Ahmet hemen:
—“Hiç kalmaz. Çünkü sesten hepsi uçar” demiş.
Öğretmeni bunun üzerine:
—“Olmaz öyle şey”diye cevap vermiş.
—“Burası matematik dersi. 5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır. Ama düşünüş biçimini beğendim.”
Ahmet fena halde hırslanmış:
—“Bende bir şey sorabilir miyim Öğretmenim?” demiş.
—“Sor bakalım.”
—“3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyor. Bunlardan hangisi evli?”
Öğretmen kızarıp bozarmış. Sonunda:
—“Bilemem” demiş.
—“Emen mi?”
Ahmet cevabı yapıştırmış:
—“Yoo, parmağında alyansı olan. Ama düşünüş biçiminizi beğenmedim.”

 

TİTANİK VE HİTLER

 

Hitlerin önüne üç esir getirmişler. Bir İngiliz, Bir Fransız ve bir Yahudi.

Demiş ki:

—“Size birer soru soracağım, bilen canını kurtarır.”

İngiliz’e sormuş:

—“Titanik ne zaman battı?”
 İngiliz:

— “1912” demiş

Hitler:
—“Bırakın”demiş. Ve Fransız’a sormuş:
—“Titanik kazasında kaç kişi öldü.”

Fransız:
—“1124 kişi” demiş

Hitler :
—“Bunu da bırakın”demiş. Ve Yahudi’ye dönmüş:
—“Say lan ölenlerin ismini.”

 

BİR DER, 2 DEDİRTMEM

 

Bir mahallede yeni komşularıyla çay sohbeti yapan kadına komşuları:

—“Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var. Kocanın bir dediğini iki etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bize de anlat.” Derler.

—“Kısaca anlatayım.” Der kadın ve anlatmaya başlar:

—“Düğünümüz bittikten sonra kocam kendi atında, bende kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Kocam arkasına döndü ve benim atıma 'BİR' dedi. Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar arkasına dönüp atıma 'İKİ' dedi. Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim arkasını döndü ve at'a ''ÜÇ'' dedi ve belinden tabancasını çıkartıp atımı anlından vurdu. At oracıkta kanlar içinde yere yığılıp öldü. Ben şok olmuştum ve ata çok üzüldüm. Eşime bir hışımla çıkıştım:

—“Yazık değil mi atı neden vurdun?” Diye sordum:

Eşim arkasını döndü ve bana:

— “BİR” “ dedi. Ve o günden sonra kocamın bir dediğini iki etmedim.”

 

AZRAİL

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ölümü yakın. Ameliyat masasındayken, birden bir hayal görüyor. Azrail’i görüyor ve soruyor:

—“Benim saatim geldi mi?”

 Azrail cevap veriyor:
—“Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var.”
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor, göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası, yeniden doğmuş gibi oluyor. Daha uzun bir sure yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.Tam karşıdan karşıya geçerken, ambulans çarpıyor, ölüyor. Öbür tarafta Azrail'e soruyor:

—“40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden, o zaman bana o ambulansın çarpmasını sağlayıp, beni öldürttün?”

 Azrail cevap veriyor:

—“Kız, Allah canını almasın ben seni tanıyamadım...”

 

 

DOLAPTA TUVALET

 

      Sarhoş koca eve, geç vakitte gelmiş. Karısı da uyuyormuş. Adamın tuvaleti gemlince, gitmiş çişini yapmış.

Sonra da karısına:

—“Karıcığım sen harika bir kadınsın. Tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor.”

 Bunu duyan karısı:

—“Hay Allah belanı versin! Yine mi buzdolabına işedin.”



ASKERİN KOMUTANA ŞAKASI

 

Bir komutanla bir er asker dağa çıkıyorlarmış yolun yarısına gelmişler. Asker demiş ki;

—“Komutanım bir şey diyebilirliyim?”

—“Hayır, tepeye çıkalım o zaman dersin.”

 Neyse bunlar tepeye çıkmışlar.

—“Şimdi söyle.”

—“Komutanım çadırı aşağıda unuttum.”

 Çadır olmayınca kamp yapamayacakları için tekrar aşağıya iniyorlarmış, er olan asker tekrar:

—“Komutanım bir şey diyebilir miyim?”

—“Hayır, aşağıya inelim orada dersin.”

Bunlar aşağıya inmişler.

—“Şimdi söyle.”

— “Komutanım çadır yanımdaydı ben sana şaka yapmıştım.”

 

G..TÜNE SOKUN

 

     Yazılarında "g.t" kelimesini açık açık kullandığı için mahkemeye verilen Can Yücel, mahkemedeki sözlü savunmasını:

—“Ne diyeyim hakim bey ? Bizim köyde g.te g.t derler” diye bitirir.

      Ancak öncesinde bir de fıkra anlatır mahkemede.

      Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirirler. Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler. Köylüler tabii:

—“Tamam doktor bey”deyip, köye dönerler.
      Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bir köylü. Neyse durumun vahameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar:

—“Biz ne yapacağımızı bilemedik doktor bey” Der. Karşıdan doktor bir şeyler söyler. Muhtar döner arkasına:

—“Makattan verin dedi” doktor der.
      Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar falan, ama makat ne bilen yoktur yine. Hasta ise gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyor bayağı. İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez.  Nihayetinde biri kandırılır, telefonun basına geçer, ama bir yandan söylenmektedir:

—“Çok kızacak doktor çok!” diye.
      Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bir şeyler söyler yine. Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner:

—“Çok kızacak demiştim; g.tüne sokun” dedi.

 

10 DOLAR, 10 DOLAR’DIR...

 

Yaşlı çift her yıl düzenlenen festivale giderlermiş Her yıl yaşlı adam festivalde düzenlenen ''10 Dolara uçak gezintisine'' katılmak ister. Her yıl da karısı itiraz eder ve şöyle dermiş;

—“10 Dolar 10 dolar’dır.”
Üç yıl, beş yıl ''10 Dolar 10 dolar''dır derken en sonunda yaşlı adam demiş ki;

—“Bak, artık 71 yaşındayım; bu uçağa bu sene binemezsem bir daha hiç şansım olmayabilir.”
Fakat karısı hiç tınmamış ve şöyle demiş:

—“10 Dolar 10 dolar’dır”
             Festivalde yaşlı adamın binmek istediği uçağın Pilot’u bunların konuşmalarını duymuş ve ikisine bir pazarlık teklif etmiş. İkisi de uçağa binecekler, eğer uçuşun başından sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava! Ama ''ÇIT'' çıkarırlarsa,10 Dolar ödeyecekler Yaşlı çift bu teklifi kabul etmiş ve uçağa binmişler.
            Pilot'ta bahis söz konusu olunca uçak yükselir yükselmez başlamış acayip manevralar yapmaya Taklalar attırmış, kendi ekseni etrafında fırıl fırıl döndürmüş, birden en yukarılara çıkıp, yere çakılacakmış gibi baş aşağı boşluğa salmış, bir oyana bir bu yana dalışlar yaptırmış uçağa. Lakin arka taraftan ses seda yok! En sonunda ''PES''  etmiş ve uçağı yere indirmiş Yaşlı adama dönmüş;

—“Paranızı alabilmek için bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız doğrusu, İkiniz de ''ÇIT'' çıkarmadınız, vallahi bravo !'”
Yaşlı adam cevap vermiş:

—“Karım uçaktan düşünce söyleyecektim ama 10 Dolar 10 dolardır!”

 

DİLBER HALA

 

—“Uşşşşşş tirlediiim haaaa… Osmaaaann, guzuuuummm Osmanııımmm ogluumm ben sana Meyremi alacam oolum, dipçik gibisin maşallah. Ben lafımı ortaya goyarıım, isteyen gelir alııır, istemeyen bırakır gaçaaar, hoşşşiik.
Bağa girdim yaprağa,
Doyamadım sarmağa,
O yar benim olmadan.
Girmem gara toprağa ))

Sıskalarda pek sinsi olur der büyüklerimiz ama bilmürük artuğ.”


DİLBER HALA SÖZLÜĞÜ:
* Hoşşik: Yalaka, karaktersiz, ukala
* Dinelmek: Ayakta kalmak
* Banadura: Domates
* Gındırık: Aralık
* Gıllik, gıllicik: Küçük, küçücük
* Sası: Tatsız, yavan
* Zebil gibi: Çok, gereğinden fazla
* Hatın kız: Hanım kız
* Booy boy: Eyvaah eyvah
* Bahele: Bak hele
* Çekticeği damar kurusun: Çektiği damar, soy, kurusun
* Soykası batasıca: Soyu sopu batasıca
* Zaar: Zahir, herhalde, öyle görünüyor ki
* Kele: Ayol
* Cıvır: Diri, genç
* Avel: Aptal
* Cibilliyet: Geçmiş
* Bici bici: Adana'ya özgü, nişasta, gül suyu ve buzla yapılan bir tatlı
* Gadasını almak: Derdini, belasını almak
* Zumzuk: Yumruk

 

HAYAT TECRÜBESİ

 

Bir diyetisyen, huzurevinde geniş bir kalabalığa konferans vermektedir:

—“Midemize indirdiğimiz her şey bizleri her an öldürebilecek kadar tehlikelidir. Kırmızı et kanser yapar, gazlı içecekler midemizin dokusunu tahriş eder,  sebzeler öldürücü bakteriler barındırabilir, Çin yemekleri karbonhidrat yüklüdür. Ayrıca hiçbirimiz içme suyunun barındırabileceği  mikropların, uzun vadedeki etkilerinin farkında bile değiliz. Fakat bir yiyecek vardır ki içlerinde en tehlikelisidir. Hepimiz onu mutlaka yemişizdir ya da yemek zorunda kalabiliriz. İçinizde birisi en ciddi rahatsızlıkları yaratacak ve uzun yıllar bizlere acı verebilecek bu gıdayı tahmin edebilir mi ?”

Ön sıralardan 75'lik bir ihtiyar ayağa kalkar ve yanıtlar:

—“Düğün Pastası.”

 


TAVUK ÇOK LEZZETLİYDİ

 

      Üç zengin Yahudi kardeş annelerine doğum gününde birer hediye almaya karar vermişler. Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar. Birincisi demiş ki;

—“Ben anneme kocaman bir ev aldım.”

İkincisi.

—“Ben bir limuzin aldım ve bir de şoför tutum.”

 Üçüncüsü

—“Benim hediyem hepinizinkinden güzel. Annemin Tevrat’ı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözleri iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bütün Tevrat’ı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim. Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevrat’ı ezberletmişler. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca 1 milyon dolar bağışlayacağım. Ama buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.”

      Öbür kardeşler biz niye bunu düşünemedik diye hayıflanmışlar ve kıskanmışlarsa da bir şey dememişler. Kısa bir süre sonra anneleri üçüne de birer teşekkür mektubu yazmış. Birinciye:

—“Abraham, bu ev bana çok büyük geliyor. Tek bir odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum.”

 İkinciye:

—“Mişon, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba.”

Üçüncüye:

—“Solomoncuğum, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin. Her şeyin büyük maddi hediyeler olmadığını gösterdin. Gönderdiğin tavuk çok lezzetliydi. Teşekkür ederim!”

 

BENDE BULAMADIM

 

      Bakan olan görgüsüz birisi şoförüne sorar:

—“Şoför söyle bakalım eşekle şoför arasında ne fark vardır?”
Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir şekilde:

—“Bilemedim bakanım.”der.
Bakan cevap olarak:

—“Eşeğe çüş deyince, şoföre ise dur deyince durur.” demiş.
Bunun üzerine şoför çok sinirlenmiş ama karsısındaki bakan olduğu için bir şey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şoför bakana:

—“Bir soru sorabilir miyim bakanım.” der. Bakan da:

—“Sor bakalım.” der.

Şoför sorar:

—“Eşekle bakan arasında ne fark vardır?”
Bakan bir süre sonra:

—“Bulamadım şoför söyle bakalım.” der. Bunun üzerine şoför de:

—“Doğrusu bakanım ben de bulamadım…”

 

FATİH TERİM

 

Bir gün Fatih Terim Fransa milli takımı antrenörü Aime jacquet ile karşılaşmış:

—“Hocam sen bu takımı nasıl seçtin de, şampiyon oldunuz?”

—“Çok kolay zekâlarına göre seçiyorum. Bak mesela sana bir örnek vereyim.” demiş ve Zidane'ı çağırmış:

—“Zindan’a oğlum söyle bakayım senin annenin ve babanın çocuğu olan ama senin kardeşin olmayan kimdir?” Zidane biraz düşünmüş:

—“Tabiî ki ben oluyorum”. Demiş.

Fatih Terim bundan çok etkilenmiş. Türkiye'ye döner dönmez Hakan Şükür'ü çağırmış.

—“Hakan sana bir soru soracağım eğer bilirsen bu hafta seni takıma alırım, bil bakalım, annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin olmayan kimdir?” Hakan biraz düşünmüş, işin içinden çıkamamış, biraz zaman istemiş ve hemen koşmuş Arif'i bulmuş.

—“Arif annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin olmayan kimdir?” Arif cevap vermiş:

—“Benim tabiî ki,”

 Hakan sevinçle Fatih Terim'in yanına dönmüş:

—“Sorunun cevabını buldum hocam, Arif'imiş”

 Fatih Terim köpürmüş:

—“Vay salak herif. Arif olur mu hiç, doğru cevap Zidane idi.”

 

TATİL BİTTİ

 

Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider:

—“Ne yazık ki tatil sona erdi.”.Yönetici şaşırır ve üzülür:

—“Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?” İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir:

—“Evet, bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış...”

6 PARMAĞIM OLMADIĞI İÇİN

 

Hoca bir gün acıkır ve önüne gelen yemeği eliyle atıştırmaya başlar. O sırada yanına gelen birisi hoca ile alay etmek ister:

—“Hocam, yemeğinden beş parmağınla yiyorsun?”

 Hoca, yemekten başını kaldırmadan adama cevap verir:

—“Altı parmağım olmadığı için.”

 

KEŞKE SEN GAZETE OLSAYDIN

 

Kadın kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş :

—“Keşke bir gazete olsaymışım. Böylece bütün gün sıkı sıkı tuttuğun ve ilgilendiğin tek şey ben olurdum.”

Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş :

—“Evet keşke sen bir gazete olsaydın; böylece yarın senin yerine yeni bir tane alırdım.”

 

 

 

8 NUMARALI KUTU

 

Efendim, vakti zamanı ile bir doktor varmış. Kendisine bir klinik açmaya karar vermiş, demiş ki:

—“Muayene ederim 100 dolar alırım. İyileştiremezsem 500 dolar geri veririm. Bunu duyan iflasın eşiğinde batmak üzere olan bir kuyumcu da demiş ki :

—“Bu doktora giderim 3 kez beni iyileştiremedin derim alırım 1500 doları borçlarımı da kapatırım köşeyi dönerim oh..” demiş ve gitmiş doktora içeriye girmiş demiş ki :

—“Doktor bey benim dilim tad almıyor.”

Doktor:

—“Peki” demiş ve kuyumcudan 100 doları almış:

—“Hemşire hanım oradan 8 numaralı kutuyu getiririmsiniz?”

 Hemşire getirmiş adamdan gözlerini kapatmasını istemiş ve ağzına bir şey sürmüş. Adam şok içinde:

—“Bu ne lan! Ağzıma b*k sürdün.Sen  ne biçim doktorsun.” demiş.

Doktor ise:

—“Efendim diliniz tadı alıyor bir probleminiz yok.” Demiş.
Adam çok sinirlenmiş. Kaptırmış 100 doları. Ve bir kez daha gitmiş:

—“Doktor bey, benim hafızam çok zayıf aklımda hiçbir şey tutamıyorum”. Demiş.

Doktor almış 100 doları ve hemşireden yine 8 numaralı kutuyu istemiş. Adam bunu duyar duymaz :

—“Vay o kutunun içinde b*k var niye bir daha getiriyorsun be adam!” demiş. Doktor:

—“İşte,hafızanız gayet kuvvetli bir şeyiniz yok iyi günler.” Demiş.

İyice sinirlenen adam mükemmel bir plan hazırladığını düşünerek bir kez daha gitmiş doktora ve demiş ki:

—“Doktor bey ben hiçbir kadınla ilişkiye giremiyorum. Bırakın ilişkiyi kimseye küfür bile edemiyorum sövemiyorum bile.” Demiş.

Doktor :

—“Hemşire hanım oradan 8 numaralı kutuyu getirirmisinz?” Bunu duyan adam başlamış küfür etmeye:

—“Hay senin kutununda, ananında, avradının da o yanındaki hemşireninde. ………..!
Doktor :

—“Efendim kutuyu yaptınız, anamı yaptınız ,avradımı bırakın hemşireyi bile yaptınız. Üzgünüm hiçbir şeyiniz yok size yardımcı olamam iyi günler.”

 

NASIL GÜLMEYEYİM

 

Üç arkadaş tren istasyonuna gitmişler. İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet almış ve trenin kalkmasına ne kadar zaman olduğunu sormuş.

—“Bir saat on beş dakika...” Arkadaşlarına dönmüş:

—“Daha çok var, hadi gidip su karşıki kefede çay içelim...”

Oradan buradan derken lâf lâfı açmış... Birden tren düdüğüyle kendilerine gelmişler. Koşarak dışarı fırlamışlar ama nafile... Tren kaçmış. Sormuşlar:

—“Sonraki tren ne zaman?”

—“Bir buçuk saat sonra...”

Yine dönmüşler kafeye. Yine çay, yine lâf ve derken yine düdük sesi. Koşmuşlar ama bu defa da treni kaçırmışlar. Bir saat sonra bir tren daha varmış. Dönmüşler kafeye... Ama bu kez uyanık duruyorlar. Trenin sesini duyar duymaz kalkmışlar ve koşmaya başlamışlar. İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri başka vagona zar zor yetişmiş... Üçüncü ise geride kalmış ve yetişememiş... Bir süre dövündükten sonra başlamış katıla katıla gülmeye. Durumu gören istasyon memuru dayanamayıp sormuş:

—“Hem treni kaçırdın, hem gülüyorsun!”

—“Nasıl gülmeyeyim! Onlar beni uğurlamaya gelmişti!”

 

KAYINVALİDE

 

Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş:

—“Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?”

—“Kayınvalidem içeride, arada bir girip çeviriyorum!”

Hava Durumu
Anlık
Yarın
32° 35° 23°
Avcılık ve Spor