Karışık Fıkralar 1

KARIŞIK FIKRALAR

 

"İKİZLER"
Annesi ikiz çocuklarını yıkadıktan sonra yatağa yatırmış.
Çocukların kıkır kıkır güldüğünü görünce sormuş:
—“Neler oluyor, neden gülüyorsunuz?”
İkizlerden biri yanıt vermiş:
—“Anneciğim, kardeşimi iki kere yıkadın, beni yıkamadın ki!...”

"SU AYGIRI"
Hakim suçluya sormuş:
—“Bu adamı niçin dövdün?”
—“Bana su aygırı dedi, efendim.”
—“Ne zaman?”
—“Bir yıl önce.”
—“Ama sen onu yeni dövmüşsün.”
—“Su aygırının ne olduğunu ben de ilk kez bu hafta öğrendim.”

 

"SANA BU KADAR DA DÜŞMEZ"


Fatih Sultan Mehmed bir gün dolaşırken bir fakir sadaka ister. Padişah çıkarır bir altın verir.
Adam:

—"Padişahım, ben senin kardeşin değil miyim? Bir altın vermek kardeşliğe sığar mı?" der.
Fatih:

—"Nereden benim kardeşim oluyorsun?" diye sorar.
Adam:

—"Hepimiz Hz. Adem'in çocukları değil miyiz?" deyince,
Fatih:

—"Hele şu bir altını al da git. Eğer öteki kardeşlerimiz duyacak olursa, senin payına bu kadar da düşmez." der.

"PARDESÜ"

 

Hoca sokağa çıkar çıkmaz komşuları:

—"Hocam akşam evden çok gürüldü geliyordu" dediler.
Hoca:

—"Evet cübbem merdivenlerden düştü onun gürültüsü idi" der.
—"Aman hocam cübbe düşünce, bu kadar gürültü olur mu?" dediklerinde,
Hoca:

—"Uzatmayın be birader, içinde ben de vardım." der.

 

"ÇOK OTURMA"


Bir ağır hastayı ziyarete gelip, saatlerce oturan bir adam giderken hastaya:
—“Kardeşim, bana bir söyleyeceğin var mı?” diye sormuş.
Hasta:

—“Evet.”
Adam:

“Nedir?”
Hasta:

—“Bir hastayı ziyarete gittiğin zaman çok oturma!”

"MİRAS"


İki arkadaş, ölen arkadaşları hakkında konuşuyorlardı:
—“Vah vah, demek ki arkasında kalanlara bir şeyler bırakmamış?”
—“Zavallı nasıl bıraksın ki, ilk önce servet kazanmak için sağlığını kaybetti. Daha sonra da sağlığını kazanmak için servetini.

 

"ŞEYTANIN POSTACISI"


Bir adam ahlâkı ve ilmiyle meşhur bir âlime gider ve ona:
—“Falanca kişi sana küfretti” der.

Büyük âlim hemen cevap verir.
—“Şeytan, senden başka postacı bulamadı mı?”

 

"KEL, KÖR, TOPAL"


Kel, kör ve topal üç kişi çok iyi arkadaşlarmış. Bu üç kafadar bir gün Kaldırımda yürüyorlarmış.  O anda yanlarından bir araba geçmiş.
Kel:

—"Şu araba saçımı bozdu" demiş.
Topal:

—"Merak etme, ben şimdi koşar yakalarım.
Kör ise:

—"Siz hiç telaşlanmayın, ben plaka numarasını aldım" demiş.

 

 "DİLENCİ"


Dilenci:

—"Hocam Allah rızası için az bir sadaka verir misin ?"
Hoca:

—"Az vermek şanımdan değildir."
Dilenci:

—"O halde çok verin."
Hoca:

—"O da senin şanından değildir."

 

POLİS YAPCEZZ ONU

 

Yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir. Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar.

Polis:

—“Be amca, necin dakman golani?” (Golan: Emniyet kemeri.)

Amca:

—“Dakmam be iste!”

Polis:

—“E bak gördün mü, şimdi ceza keseceyik.”

Amca:

—“Kes bakalım ne keseceysen da gidecem, acele isim var.”

Polis:

—“Peki, amca, cezayı sana mı yazalim, yoğsam eşeğe mi?”
Amca:

— ???

Polis:

—“Yani cezayı sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon ödeycen.”

Amca:

—“Bana kes o zaman”

Polis:

—“Neden sana keseyon amca?”

Amca:

—“Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu!”

 

EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ

          
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir  konferansa
gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;
— “Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda
oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi
kelimesine biliyorum” demiş.

Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:

— “Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç  tanımıyorlar. O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim”

Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve  sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine oturacağı  sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
— “Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip”demiş.
Sonra da salonun arkasında oturan  Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:

—Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak." 

 

Konu:  AKILLI İNSANLAR, AKILLI İNSANLARLA ÇALIŞMALIDIR 

 

ÖKÜZ VE KUŞ

 

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak:

—“Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!”

Öğrenci:

—“O zaman ben uçtum..”.

Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavı başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.

Profesör öğrenciye:

—“Sana son bir soru soracağım.” Demiş;

—“Yolda yürürken iki çuval bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?”

Öğrenci:

—“Para olan çuvalı seçerdim.”

 Profesör:

—“Ben akıl olan çuvalı seçerdim.”

 Öğrenci:

—“Normal! Kimde ne eksikse onu seçer.”

Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin sınav kâğıdında not yerine “Öküz” yazmış.  Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış:

—“Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.” demiş.

 

TÜRK POLİSİ VE  UFO


Eveeet,

Şimdi de o  kocaman alkışları Antalya'da UFO gördüğü için polisi  arayan vatandaşa :
-“Havadayken yapabileceğimiz bir şey  yok, inerse tutuklarız”

Diyen yurdum polisi için  alabilir miyiz?


DÜRÜST  POLİS


Bir sürücü, trafik polisi  tarafından çevrilir. Ehliyet evde unutulmuştur. İki  taraf da, çorba parası konusunda hemfikirdir ama ben  miktarı konusunda karar verememekteyimdir.

Cepten 2 adet  20'lik çıkarılıp ruhsatın arasına konur. Polis ruhsatı  açar ve:

-“Bu fazla”

Diyerek 20'liklerden birini geri  verir.

Benim de bu yurdum polisini alnından öpesim gelir. Dürüst adammış vesselam.

İNANÇLI  POLİS


Yıllar önce sabahın  erken bir saatinde nasılsa kimse görmez diye kırmızı  ışıkta geçip sola döndüm ve 50 metre ilerdeki kırmızı  ışıkta beklerken trafik polisine yakalandım. Kırmızı  ışıkta geçtiğimi söyleyip ehliyet ve ruhsatı istediğinde:

-“Ama ışık sarıydı” itirazıma sert bir komutla:

-“Yemin  et!” dedi.

Resmen kalakaldım, insan yalan yere yemin  edemiyormuş. Yemin edemediğimi gören sevgili polis  kahkahayı basarak:
-“Hadi yırttın, yalan yere yemin etseydin,  cezayı yazacaktım, bir daha dikkatli ol”dedi ve gitti. 

-“Bu olayın nerde olduğunu söylememe gerek yok değil mi?” 

-“Memleketimin polisini bile özledim  ben!”


KAÇ! OĞLUM KAÇ!


Öğle saatleri.  Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı  fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında  bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor. Kulak  kesilip durumu kavramaya çalışıyorum. Çocuk yayalara  kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçmiş, tabii bunu  gören polis ceza yazıyor. Çocuk:

—Herkes geçiyordu ben  de geçtim” gibilerinden kendini savunuyor.

Polis  umursamaz bir tavırla ekip arabasına giderken yaşlı bir  teyze çocuğa bağırıyor:
-“Kaç oğlum kaç! poponda plakan mı  var?”

POLİS  MEGAFONU


Bir teyzemiz  yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıdan karşıya  geçmeye çalışırken, 10 metre öteden megafon sesi gelir  polisten:
 -“Abla, zaten şişmansın bir de pişman  olma!'”


KENDİN  DİNLE


Kocamın arabasını  aldığım ve içine sigara kokusu sinmesin diye bütün  camlarını açtığım anda en sevdiğim şarkının radyoda  çalmaya başlaması üzerine radyonun sesini de sonuna  kadar açıp dolaşırken yurdum polisinden gelen anons:
-“ 32  XX. müziği kendin dinle!
-“Kendin dinle ya da parçayı  değiştir!”

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Hava Durumu
Anlık
Yarın
22° 31° 15°
Avcılık ve Spor